23 Nisan 2020 Ankara

Küresel salgın ve ürettiği belirsizlik ortamında Dışişle­ri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi olarak COVID-19 sonrasındaki döneme ışık tutma amacıyla hazırladığımız bu çalışma, pandeminin devam ettiği bir zamanda değerli akade­misyen ve uzmanların ön analizlerine dayanmaktadır. Elbette sürecin devam etmesi öngörüyü zorlaştırmaktadır fakat öngö­rünün doğasında da bu vardır. Elinizdeki öngörü ve değerlen­dirmeler, COVID-19 sonrası döneme dair müstakil, bazen ör­tüşen bazen farklılaşan analizler barındırmaktadır. En önemlisi Koronavirüs’ün yayılım ölçeğini de hesaba katarak uluslararası düzene olan etkilerini farklı disiplin ve perspektiflerden ele al­malarıdır.

İlk kısımda Koronavirüs’ün uluslararası sisteme olası etkileri, pandemi sonrası dönemde ortaya çıkacak küresel po­litik trendler ve uluslararası ilişkiler disiplininde neşet edecek yeni tartışmalar inceleniyor. Küreselleşmenin bir ürünü olarak değerlendirilebilecek olan küresel salgının, küreselleşmeyi ne ölçüde etkileyeceği sorusuna cevap aranırken, küreselleşme-u­luslararası sistem-devlet üçlemesi arasındaki ilişkinin mahiye­tine ve olası dönüşümüne de ışık tutuluyor. Bu kısımda doğal olarak devlet kavramının dönüşümü ele alınırken, uluslararası sistemin başat aktörlerinden olan ABD ve Çin arasındaki ilişki­lerin geleceği, pandemi sonrası artacak küresel liderlik rekabeti ve yeni dönemde fırsatları değerlendirebilecek Türkiye gibi ak­törlerin hangi konulara ağırlık vermesi gerektiği tartışılıyor.

Meltem Müftüler-Baç, krizin aşılması için küresel işbir­liğinin önemini vurgularken, yeni bir dünya düzenine geçişin ulus devletlerin ortak çıkarlar (insanlığın hayatta kalabilmesi) ve tehlikenin büyüklüğü karşısında yeni bir fayda-maliyet ana­lizi yapmalarıyla mümkün olacağını dile getirmekte. M. Şükrü Hanioğlu, COVID-19 sonrasında idealizmin sesini yükseltecek bir atmosfer bulamayacağını, “realpolitik” yaklaşımlar arası sa­vaşın daha muhtemel olduğunu; bu sebepten kapsamlı ve dü­zen değiştirebilecek bir tasavvurun pandemi sonrasında kabul görmesinin zor olduğunu iddia etmekte. Burhanettin Duran pandemi sırasında atılan adımların pandemi sonrası dönemi şekillendirmede kilit rol oynayacağını, mevcut tabloya baktı­ğımızda ise COVID-19 sonrasında yeni bir dünya düzeni ku­rulamasa da “büyük güç rekabetine dayalı düzensizliğin” yani “türbülansın” yoğunlaşacağını öngörmekte. Ersel Aydınlı güç­lü devlet kavramının yeniden dönüşüne işaret etmekte ve CO­VID-19 sonrası uluslararası sistemde bir milletin gücünü diğer devletlerin başarısızlıklarının değil ülke içerinde ortaya koy­duğu başarının tayin edeceğini iddia etmekte. Mustafa Aydın’a göre COVID-19’a bağlı olarak ortaya çıkan ve çıkacak trendler halihazırda tecrübe ettiğimiz geniş kapsamlı toplumsal değişim taleplerinin önünü açabilir, bu da bizi uzun vadede farklı bir küresel siyasi ve ekonomik sisteme taşıyabilir. Tuncay Kardaş, COVID-19 pandemisinin sorumluluğunu küresel modernliğe yüklemenin yanlışlığından bahsederken sorumluluğu daha zi­yade post-truth yerliliğine yüklemekte ve ‘görünmez düşman’a karşı dost-düşman ikiliğinin dışında kalan bir savaş mantığı geliştiğine işaret etmekte. Mustafa Kibaroğlu, hem gıda güven­liği hem de sağlık hizmetleri açısından ikame edilemeyecek nitelikte olan su güvenliğine dikkat çekmekte, tarım politikala­rının ve COVID-19 sonrası küresel kurumlardaki yeniden or­ganizasyon çabalarına Türkiye’nin öncülük etmesinin önemine vurgu yapmakta. Küreselleşmenin geleceğini tartıştığı yazısın­da Altay Atlı, bir kriz döneminden geçmesine rağmen küresel­leşmenin bu krizden yenilenmiş olarak çıkacağını; COVID-19 sonrasında daha güçlü, daha yüksek kapasiteli devletlerin or­tak sorunlar karşısında birbirleriyle daha fazla işbirliği yaptığı, bugünden farklı bir küreselleşme anlayışının doğacağını iddia etmekte. Emre Erşen COVID-19’un 11 Eylül Saldırıları ve Arap Ayaklanmaları gibi çığır açıcı gelişmelerden birisi olacağını ve pandeminin uluslararası sistem üzerindeki etkilerini sadece ABD-Çin rekabeti üzerinden yorumlamanın indirgemeci bir yaklaşım olacağını söylüyor. Mehmet Özay COVID-19’u ulus­lararası toplumun samimiyet testi olarak görmekte ve salgınla mücadelenin küresel işbirliğinin gerekliliğinin altını çizdiğini ifade etmekte. Ferhat Pirinççi, salgının küresel sistemi hızlı bir şekilde değiştirmese de bir takım önemli sonuçlara sebebiyet vereceğini, ‘küresel lidersizlik’ sorununun daha bariz bir hale geldiğini ve bu boşluğu değerlendiren adımlar atabilecek ak­törlerin küresel ölçekte ön plana geleceğini yazmakta. Oktay F. Tanrısever COVID-19’un uluslararası ilişkiler kuramlarında köklü değişiklikleri tetiklemesinin olası olmadığını ve yeni dö­nemde ‘insana’ hitap ettiği ölçüde Uluslararası İlişkiler disipli­ninin sosyal bilimlere katkısının artacağını dile getirmekte.

Birol Akgün COVID-19 sürecinde performansları sık­lıkla tartışılan, varlık sebepleri sorgulanan uluslararası örgüt­lere ve pandemi sonrası dönüşüm kapasitelerine dair analizini ortaya koyuyor. Birçok yazarın da dile getirdiği gibi yaşanan sürecin uluslar üstü örgütlerin gerekliliğini ortadan kaldırma­dığı aksine verimli çalışabilmesi ve küresel sorunlara küresel çözümler bulabilmesi için revizyona tabi tutulması gerekli­liğinin altını çiziyor. Can Kasapoğlu, Merve Seren, Nihat Ali Özcan ve Giray Sadık COVID-19 sonrası dönemi güvenlik, savunma ve istihbarat perspektiflerinden ele alırken, bu alan­larda ortaya çıkacak yeni trendlere ve meydan okumalara deği­niyor. Uluslararası savunma projelerinin tedarik zincirlerinde ortaya çıkacak belirsizlikler, terör örgütlerinin bu dönemdeki dönüşümü, savaşın tabiatının değişimi, medikal istihbaratın önemi ve pandeminin bir milli güvenlik sorununa dönüşümü gibi konular COVID-19 sonrası dönemdeki küresel politik ve güvenlik atmosferine dair de fikirler veriyor.

Sedat Aybar ve Emrah Zarifoğlu, pandeminin toplum­lar dolayısıyla devletler üzerindeki en belirgin maliyetlerinden birisi olan ekonomi konusunu irdeliyor. Bir taraftan pandemi sonrası ekonomik yeniden yapılanmada büyük güç rekabeti­nin nasıl karşımıza çıkabileceğini ele alıyorlar, diğer taraftan da tedarik zinciri, tüketim alışkanlıkları, enerji piyasası, dışa bağımlılık gibi konuların kısaca küresel iktisadi dinamikleri­nin jeopolitik yansımalarını ve uluslararası düzen üzerindeki etkilerini inceliyorlar.

Talha Köse COVID-19’u çatışma çözümleri perspek­tifinden incelerken, çatışma dinamiklerinin nereye doğru ev­rileceğine, hangi bölgelerde yoğunlaşacağına ve mevcut çatış­malar için ne anlam ifade ettiğine dair iç görülerini paylaşıyor. Nurşin Ateşoğlu-Güney ve Mesut Özcan küresel çatışmanın merkez üslerinden olan Ortadoğu bölgesine yoğunlaşıyor ve Koronavirüs pandemisinin bölgede neyi değiştireceği soru­suna cevap arıyor. Çok sayıda başarısız devlet örneği barındı­ran bölgedeki sosyo-politik ve ekonomik durumun pandemi ile daha da kötüleşebileceği öngörüsünde bulunuyor. Kadir Temiz, pandeminin çıkış noktası olan ve ABD ile rekabetinin kızışacağı yönünde tahminler yapılan Çin’in ekonomiyle iç ve dış politikasının nasıl etkilenebileceğini ve bunun uluslararası düzen için ne anlam ifade edeceğini ele alıyor. Onur Unutul­maz COVID-19’un küreselleşme ve insan hareketliliği, göç po­litikaları, göçmen karşıtlığı, geriye göç, göç gönderen ülkelerin ekonomisi ve düzensiz göç hareketleri üzerindeki etkilerini analiz ediyor. Son olarak, Gökhan Yücel COVID-19’un dijital diplomasiyi nasıl etkileyeceğini irdelediği yazısında, pandemi­nin hızlandırıcı etkisi ile dijital diplomasinin geniş tanımını uluslararası ilişkilerde her geçen gün daha fazla ana akıma çe­keceğini öngörüyor.

COVID-19 devlet kurumlarının akademi ile ilişkileri­nin önemine bir kez daha vurgu yaptı. Bu konuda Türkiye’deki öncü kurumlardan olan Dışişleri Bakanlığı akademinin, dü­şünce kuruluşlarının ve araştırma merkezlerinin siyasa yöne­limli entelektüel katkılarından bu çalışmada olduğu gibi pan­demi sonrasında da istifade etmeye devam edecektir. Farklı perspektiflerden COVID-19 sonrası küresel sistemin geleceği­nin ele alındığı bu çalışmanın hazırlanmasına öncülük eden ve bu tür akademik çalışmalarda desteğini hiçbir zaman esirge­meyen Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’na ve Dı­şişleri Bakan Yardımcımız Sayın Yavuz Selim Kıran’a şükranla­rımızı sunuyoruz.

kitabı indirmek için tıklayınız